You are not logged in.

Dear visitor, welcome to Muhabbet Fedâileri. If this is your first visit here, please read the Help. It explains in detail how this page works. To use all features of this page, you should consider registering. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

1

Tuesday, September 21st 2010, 12:47am

Değişik bir Halet-i Ruhiye ve reçete tavsiyeleriniz...

5. seneme gireceğim meslek hayatımda. çok zorlu öğrenciler gördüm. tanıdım. öğrencilerimi gerçekten çok sevdim...
ancak öyle bir sistem kurulmuş ve öğrenciler öyle hazıra alıştırılmıştı ki... hep iyi niyetti başlangıcı...
8-9 zayıflı öğrencileri geçirmeler...vs... sorumluluk sınavlarında kolaylıklar... devlet de gerçi geçmelerini istiyor ya gençlerin...
4 sınav hakkı var haziran bitiminde... o yetmiyor bir 4 sınav hakkı daha veriyor... peki öğrenciler... öğretmenin ağzına bakıyor.. ellerinden gelse kalemi verip öğretmenlere doldurtacaklar soruları...

sene başında 7 öğrencisi tekrarlı olan bir sınıfta öğretmenlik... çocuklar etmeyin eylemeyin denmesine rağmen alakasızlık ve lakaytlıklar... ne de olsa son senemiz olacak geçersek...kimse de bizi bırakmaz anlayışı...tekrar kalırsa öğretim hayatları bitecek bir hal...hatta o kadar sıkıntılar, mesafesizlikler, saygısızlıklar gördüm ki fiziki bir şey yapamadığım için üzüntüden rahatsızlanıp ambulansla hastaneye kaldırılmıştım hastalığım şiddetlenip nüksettiğinde... yumuşak yüzlülüğün, merhametten maraz doğmasının neticelerinden birisiydi.. bunun dışında bu öğrenciler okulun fiziki eşyalarına zarar vermek... başkalarına kötü örnek olmak gibi halleri de vardı... birebir görüşme...nasihat... koskoca bir sene geçti...19,5 gün olan öğrencileri okulda tutma çabaları... bu mazeretsiz izni 19,5 gün olanlar...bir de mazeretli izinleri de buna yakın olanlar var içinde... bu çocuklar ki çocuk diyemeyeceğim 18 yaşlarında sınıfta kaldıkları için... ve oy kullandılar... reyleri vardı... iyiyi kötüyü, eğriyi doğruyu ayırt edebilecek akılları vardı...
sene başından beri uyarılarıma ve nasihatlerime kulak vermeyip yine bildikleri yolda ilerlerdiler... ve 7-8 öğrenci...7-8 kimisi 9 zayıfla seneyi tamamladı...
ve sorumluluk sınavları ki öyle kolay sorular sormama rağmen... velileriniz eğer gelirse bu soruların fotokopilerini çektim... onlara göstereceğim demiştim... velilerine öyle yansıtıyorlar ki öğretmeni... sanki öğretmen bırakıyor sınıfta kast ederek... 12. sınıfa geçecek bir öğrenciye 1000 tl'nin %18'i sorup...cevap alamamak...kira kontratı nedir dediğinizde bilememesi...daha ne kadar basitçe sorular...vergi levhası nedir gibi...

ama yine sıfır...yine sıfır... neticesinde 1 sene boyunca okulun yolunu bulamayan velilerin telefonlarla araması...caddelerde selam verip ne olacak bizim bu çocuğun hali demesi... -neyse o olacak-...
ve o 6-7 öğrenci artık yoklar..eğitim-öğretim hayatları lise olarak devam etmiyor...açıktan okurlarsa başka...
bir velinin gelip de... idarede hem idareciye hem bana... rahatlamışsınızdır artık deyip imaları...bu kadar çocuğu sokağa attınız demeleri... oysa kendi öz kardeşimi okutamamıştım okumayı istemediği için kendisi kuafördü ve benden daha ziyade kazanabiliyordu... ve bu veliler bilmiyordular ki sokağa attığımızı düşündüğü bu çocuklar-gençler okulu, sınıf ortamını sokağa çeviriyorlardı... kaç defa uyarılmasına rağmen... en büyük pişmanlığı yaşayanlardan birileri de keşke 10. sınıflarda geçmelerini sağlamasaydık diyen öğretmenler... tölerans vermeseydik... insan sanıyor ki bir kolaylık sağlandığında öğrenci bunun karşılığını seneye verecek... oysa ki yanılıyor...

boş kağıt verenler mi dersiniz sınavda... ilk beş dakika da soruları okumadan çıkanlar mı... sonrasında ailesine filanca sınavdan geçti biz geçemedik diyenler mi bu beş dakikada çıkanlardan... güya hoca onlara yardım etti bize etmedi gibisinden... daha neler neler...

hep kendimi şöyle teselli etmeye çalıştım... def-i şer celb-i nef'a racihti... bu öğrenciler davranışlarıyla hem arkadaşlarına hem kendilerine...hem birlikteyken ki davranışları şerdi.. eğitim-öğretim hayatını engelliyordu...

cenab-ı hakkın bile cehennemi var merhametlililer merhametlisinin... başkalarının hukukunu o zulmedenlerden almak için cehennemi halkeylemiş...bir cezası var... ve biz öğretmenler çoğu kere hak edene cezayı da veremiyoruz..vermiyoruz...

bu gibi tesellillilerle tabiri caizse kendimi kandırmaya çalışıyorum...
yine de içimde sıkıntı var... kalmaları...eğitim hayatlarının bitmesine acaba ben mi sebep oldum diye... oysaki çoğu dersimden 45'le de olsa geçtiler kurtarma sınavlarında...ama bir çok öğrenci velisi hala beni kabahatli buluyor... bir çok derslerine ben girdiğim için...
bazen suçlu hissediyorum kendimi... doğrumuydu yaptığım... sadece haklarını verdim... hatta daha fazlasını... ama onların istediği tüm cevapları onlara söylenmesi... hatta yazılmasıydı...

şimdi biliyorum bana eğitimde, muallimden...gençlere yaklaşma pedogojik formasyonlarından vs de bahsedebilirsiniz... suçlusun hocam... gençlerle iyi ilişkiler kuramamışsın gibisinden... mevzu keşke benle bitse bir sürü dersleri zayıf idi 18 yaşlarında olan... ve bir sene zaten kalmış olan bu öğrencilerin...neyse çok uzattım...sizi de yordum...

işte böyle bir hal içinde kalbim...
hala düşünüyorum...
hala...
bir iman hakikatı tesellisi arıyor kalbim...

2

Tuesday, September 21st 2010, 7:57am

Bu ilk gününü o 6-7 öğrenciyi arayarak geçirmişsin anlaşıldı ağabey.. Edebiyat öğretmeni de ideolojik bir bahane ile sokağa salıverdikten sonra ki gün gözleri beni aradı mı ki.. Salıver di de ne oldu.. Ne biz sokak çocuğu olduk ne de o edebiyatçı büyüklerimizin başını ezebildi : ) su akar yatağını bulur.. Lise diplomalı bir asansörcu olduk.. Iyi ki de olmuşuz.. Demek istediğim her şey lise üniversite değil ki.. Ben şahsen çalışmalarına razı değilim fakat baş örtüsü yüzünden okul bırakan hanım kardeşler şimdi sokakta değiller ya.. Bir şekilde birilerinin istidatları inkişaf edecek.. Öyle ya da böyle.. Risale i Nurlardan konu ile alakalı parça istersen de benim aklıma iki farklı parça geldi.. Bağlantıyı siz kurun.. Arife işaret yeter ;

Aç olan canavara karşı tahabbüb etsen; merhametini değil, iştihasını açar.
Sonra döner, geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.
Sözler
* * *

Bir insanın müteaddid şahsiyeti olabilir. O şahsiyetler ayrı ayrı ahlâkı gösteriyorlar. Meselâ: Büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit bir şahsiyeti var ki; vakar iktiza ediyor, makamın izzetini muhafaza edecek etvar istiyor. Meselâ: Her ziyaretçi için tevazu' göstermek tezellüldür, makamı tenzildir. Fakat kendi hanesindeki şahsiyeti, makamın aksiyle bazı ahlâkı istiyor ki, ne kadar tevazu' etse iyidir. Az bir vakar gösterse, tekebbür olur. Ve hâkeza... Demek bir insanın, vazifesi itibariyle bir şahsiyeti bulunur ki, hakikî şahsiyeti ile çok noktalarda muhalif düşer. Eğer o vazife sahibi, o vazifeye hakikî lâyıksa ve tam müstaid ise, o iki şahsiyeti birbirine yakın olur.. ilh...
Mektubat

3

Tuesday, September 21st 2010, 8:27am

hep kendimi şöyle teselli etmeye çalıştım... def-i şer celb-i nef'a racihti... bu öğrenciler davranışlarıyla hem arkadaşlarına hem kendilerine...hem birlikteyken ki davranışları şerdi.. eğitim-öğretim hayatını engelliyordu...

cenab-ı hakkın bile cehennemi var merhametlililer merhametlisinin... başkalarının hukukunu o zulmedenlerden almak için cehennemi halkeylemiş...bir cezası var... ve biz öğretmenler çoğu kere hak edene cezayı da veremiyoruz..vermiyoruz...

bu gibi tesellillilerle tabiri caizse kendimi kandırmaya çalışıyorum...

Siz görevinizi layıkıyla ve fazlasıyla yapmışsınız aziz kardeşim.az üstte geçen cümle ,üzerindekilerle uyum sağlamıyor.Yani siz kendinizi kandırmaya çalışmıyorsunuz.Risale-i Nur'un size öğrettiği düsturlarla hareket ediyorsunuz.Hem öğrencilerinize faydalı olmak , hem de Risale-i Nur'un prensibleriyle hareket ettiğinizden dolayı sizi tebrik ediyorum.
Birde olaya kader-i ilahi cihetinden bakınız.Kaderin hissesini de hesaba katınız.Üstadımız öyle demiyor mu?
Sonra; zarara rızası ile girene merhamet edilmez. diye bir düsturumuz yok mu?
Sonra ; Allah'ın merhametinden fazla merhamet edilmez.Diye de bir önemli prensibimiz , düsturumuz var değil mi?
Kendinizi boş yere strese sokmaya ve canınızı sıkmaya gerek yok.
Bu fakirde acizane bir eğitimci.
Ben bu çabalarınızdan dolayı sizi kutluyorum.
Maalesef sık sık değiştirilen , yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimizin hali içler acısı.Rabbim yardımcınız olsun.

4

Tuesday, September 21st 2010, 12:48pm

Alllah razı olsun tesellidar cümleleriniz için. devamına iştiyakımız var. :rolleyes: :rolleyes: :rolleyes: :P :P :P

wcf.user.socialbookmarks.titel

Rate this thread