You are not logged in.

-»(¯`v´¯)-»Muhabbet Fedaileri artık "Tapatalk" ile cebinizde...-»(¯`v´¯)-»
iPhone veya Android tabanlı cep telefonu kullanıyorsanız, AppStore / Market üzerinden "TAPATALK" uygulamasını indirip kurduktan sonra çalıştırın ve "Muhabbet Fedaileri" diye aratın. Tapatalk ile Muhabbet Fedaileri Forum artık cebinizde...

Dear visitor, welcome to Muhabbet Fedâileri. If this is your first visit here, please read the Help. It explains in detail how this page works. To use all features of this page, you should consider registering. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

1

Saturday, December 8th 2007, 5:29pm

Münazara nasıl yapılır?

Bir forumda bir kardeşimi münazaraya davet etim.

O münazarayı buraya derc edip sizlerle paylaşmak, hem teati etmek, hem de yardımlarınızı almak, hem hatalarımı göstermenizi istedim.


O kardeş, mezhebleri ve hadisleri red eden biri idi. Bir başlık açmış deccal, mesih, mehdi gibi zatların olmdığını ıspata çalışıyordu. Davetimi kabul etti.

Aynen aktarmaya başlıyorum.
Baki Selam
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

2

Saturday, December 8th 2007, 5:32pm

Ben onu münazaraya davet ederek dedim.

Mehdi ,Deccal,Süfyan ve Mesihin var olduğu ve geleceğini ıspat ederim.

O dedi;

bunların geldiğini yada geleceğini ispat eder misin? ispat ettiğin kaynaklarıda verirsen sevinirim. yanlız süfyanı yeni duyuyorum.diğerleriyle ilgili bilgim var.

Ben dedim;

şimdi olmadı.

Ben sana Kur'an ayeti versem, diyecksin ki "o ayetin manası budur. Seniki ölü"

Bir hadis versem diyeceksin ki hurafe. Bir hadisi kaynağı ile versem diyeceksin ki,o kaynağı kabul etmiyorum. Risale-i Nur'dan versem red edeceksin.

Ben sana Meşrutiyet-i Meşrua kaidleri ile münazaraya davet etim. Sen soracaksın ben cevap vereceğim. Ben soracağım sen cevap vereceksin.

Var mısın?
O dedi;

varım kardeş önemli olan ispat edebilmek yada ispat etmeye çalışmak.

Ben dedim;

ışte sorum

Her devirde iyi insanlar vardır. Her iyi topluma hizmet eden insanın karşısına cemiyet düşmanı bir çeşit firavun,nemrut yada ebu cehil tipli adam çıkmıştır.
Biliyorsun ki geçmiş kavimlerin her biri bir günah üzerine yoğunlaşmış bir günah galib gelmiş. Diğer günahlar nisbeten az kalmış bazı kavimlerde sadece tek bir günah işlenmiş. Bir kavim livata yaparken,diğer kavim faizle insanların kanını emmiş . Musa(a.s)'ın karşısında Firavun ıbrahim (a.s)'nin karsışında Nemrut Hz. Hud(a.s)'nin karşısında şeddad bin Ad vardı.
Bu devirde ise Hz. Adem'den bu yana işlenmiş tüm günah çeşitleri mevcut. Değil mi?

O dedi

ben burda soru göremiyorum.ama dediklerine katılıyorum. tek bir günah üstünde durmalarının yanındada her kavmin ayrı günahlar işlediği mevcuttur.yani her günaha örnek bir kavim vardır ve bunun örneğini kuranda görüyoruz.
ama bu kavimler bilindiği üzere tek bir günah barındırmıyorlar sadece en aşşağılayıcıları örnek gösteriliyor. yani eşcinselliği yaygın bir ortamda adaletin iyiliğin olması beklenemez.yada Allah(c.c.) ı inkar eden bir kaviminde çok adaletli bir toplum olması beklenemez.

buda kıyametin yaklaştığının bir göstergesidir.zaten hergün kıyamete birgün daha yaklaşmış değil miyiz?


şimdilik bu kadar devam ederim inşaallah

Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

3

Saturday, December 8th 2007, 6:12pm

Münazarada maksatım genel kabul görmüş kaidleri hakkaniyetle hakikate ulaşmak üzere kullanmaktır.

Zahirde "evet evet" metodunu kullanıyor gibi gözküsemde , NLP tarzı "amaç için her yol mübah" şeklinde değil, hak ile hakikatlerle karşı tarafın aklını çalıştırmak ve kalbini işleterimektir.

Nitekim ilk sorumda kardeşimiz söylediğime hak vermiş ve bana bir adım daha gitme şansı tanımış ve bana bir kapı açmış.
Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

Zehracan

Super Moderator

Posts: 8,402

Hobbies: Risale-i Nur, DUA...

  • Send private message

4

Monday, December 10th 2007, 6:28pm

devami nasil merak ediyorum...
Ilk baslarda olayin icine tam girmeden zemini hazirliyorsun, ki bu cok gerekli. karsidaki söyliyecegim seyin ne kadarini kabul ediyor, nasil bakiyor olaylara, bilmek lazim.
Bunun icin basta soru degilde, seni tastik ediyormu diye bakmissin abi, cok begendim :oops:
Forumda ve sitelerimiz de anlamadığınız kelimelerin üzerine fare ile çift tıklayın.
------------

"İnsan vardır fark edilmez süsünden.
Kimi farksızdırkoyun sürüsünden.
Her gördüğün şekle kapılma,
insan anlaşılmaz görüntüsünden...(!)"

5

Monday, December 10th 2007, 8:06pm

Allah razı olsun. bu başlığı unutmuşum. :oops:

Aslında dediğin gibi takib edersen münazara boyunca amacımın onunla ortak noktalarda ilerlemek olduğunu göreceksin. Bakalım hakikat nasıl ortaya çıkacak

Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

6

Monday, December 10th 2007, 8:07pm

Devam ediyorum...
Dedim ki;

Diğer bağlantılı üç sorum

Yağmur yağmadan önce alametler olur. Depremden önce -mevcut bilimle bilemesekte- bazı alametler olur. ınsan ölmeden önce hastalığı ona bir alamettir. Kainatın yok olmadan önce alametler olması Allah'ın hikmetine -ve hatta rahmetine- ters olmaz değil mi?

şimdi kıyamet kafirin başına kopacak denmiştir. Zaten öyle olması gerekir. zira; ıslam hakimken kıyamet niye kopsun ki; işte bu islam'ı perde arkasına iten, sebeb yalanla iş görerek Müslümanların imanını çalan, fitne ile insanların imanını yok eden insanların varlığına delildir değil mi?.
Hem bu insanlar madem hemen hemen bütün insanların imanını söndürmüş veyahut yok etmiş firavundan,nemruttan,şeddadtan daha zalim değil midir?
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

7

Monday, December 10th 2007, 8:10pm

işTE ONUN CEVABI. Kardeşimiz yazdıklarımı ayırıp cevap vermiş.


Alıntı:
Duha´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yağmur yağmadan önce alametler olur. Depremden önce -mevcut bilimle bilemesekte- bazı alametler olur. ınsan ölmeden önce hastalığı ona bir alamettir. Kainatın yok olmadan önce alametler olması Allah'ın hikmetine -ve hatta rahmetine- ters olmaz değil mi?


Allah(c.c.) herşeye kadirdir. o mutlak güçtür. o bize bazı olaylar olmadan önce uyarıyor.dediğin gibi birçok alametler gerçekleşiyor. Allah(c.c.) doğru yola yani benim yoluma tabi olun diyor. benden başkasını ilah seçmeyin diyor. şeytanın yolunu seçmeyin diyor o sizi helaka sürükler diyor. ben size uyarıcılarımı gönderdim bundan sonra uymak yada uymamak size kalıyor diyor. ben size yeterince açıkladım ve size kuranı indirdim diyor. şimdi gelelim soruna tabikide Allah(c.c) ın rahmetine ters düşmez. kıyamet olmadan öncede alametleri olur.


Alıntı:
şimdi kıyamet kafirin başına kopacak denmiştir. Zaten öyle olması gerekir. zira; ıslam hakimken kıyamet niye kopsun ki; işte bu islam'ı perde arkasına iten, sebeb yalanla iş görerek Müslümanların imanını çalan, fitne ile insanların imanını yok eden insanların varlığına delildir değil mi?.

evet kıyamet ve onun azabı kafirlere layıktır.bunda şüphe yok.
islam hakimken kıyamet niye kopsun ki? çok doğru bir soru vede denilmek istenen budur. kıyametin alametleri gerçekleşiyor ve kıyamet yaklaşıyor bir yokoluş olacak ama beni düşündüren kıyamet alametleri yanında birde ahir zamandan bahsediliyor yani tüm insanlar eşit olacak, hiç kimse hiç kimsenin malına gözdikmeyecek, dünyada zekat verecek insan kalmayacak, tüm insanlığa adalet dağıtacak. eğer bunlar doğruysa neden kıyamet kopsunki gayet güzel bir toplum yani kıyameti kopartacak bi durum yok ortada yani. bide şu varki peygamberimiz zamanında tüm insanlığa adalet dağıtılmıştır ve bu peygamberimiz tarafından gerçekleştirilmiştir.


Alıntı:
Hem bu insanlar madem hemen hemen bütün insanların imanını söndürmüş veyahut yok etmiş firavundan,nemruttan,şeddadtan daha zalim değil midir?
evet daha zalimdir. çünkü nemrut,şeddat,firavun kendi fikrini savunmuş ve karşı safta yer almıştır. yani düşman karşıda ve kendini belli ediyor. eğer düşman içimizde müslüman rölü oynuyorsa ve bir takım inanışlarını bize inandırmaya çalışıyorsa bu çok zalimce olur.
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

8

Monday, December 10th 2007, 8:12pm

Kardeşimiz beni beni biraz da şaşırtarak her dediğimi kabul etmiş. Ben de biraz şakınlıktan mecburen şöyle dedim


O zaman mutabık kaldığımız yerleri bir yazalım.

Kıyamet kopacak, hemde kafirlerin başına kopacak. Hz. Ademden kıyamete kadar insanlığın görmediği en dehşetli zulümler, küfürler , günahlar ve fitneler yüzünden kopacak. Bu fitneler kıyametin alametleridir. Bazıları gibi Mistik kıyamet alametleri beklemek luzumsuz.

Dediğin gibi madem kıyamet kopacak hadislerde olduğunu idia ettikleri Adetullaha aykırı şeyler olmasa gerek.

Ayrıca şunda mutabık kaldık. şu zamanımızda firavunlardan, nemrutlardan, şeddadlardan daha yalancı daha zalim ,daha fasık, daha fitnekar kişiler yüzünden dünya bu hale geldi. Öyle bir fitneler oldu ki tüm insanlığı kavurdu. ımanlarını yok etti. Onları sefahete, dünyevileşmeye ve ilahi olan her şeye düşman olmaya veya dini referans almamaya itti.

Bunlarda mutabık isek ben yeni soru soruyorum.
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

9

Monday, December 10th 2007, 8:15pm

Sonra malesef başlık tuhaf bir bahane ile kapatıldı ve biz muhalefet edip yeni bir başlık açtık. Devam ederiz inşaallah.

Ancak yorumlarınızı bekliyorum

Muhabbetle :oops:
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

ayna

Master

Posts: 2,636

Location: القدس

  • Send private message

10

Monday, December 10th 2007, 8:55pm

Re: Münazara nasıl yapılır?

Quoted from ""Ceka""

O kardeş, mezhebleri ve hadisleri red eden biri idi. Bir başlık açmış deccal, mesih, mehdi gibi zatların olmdığını ıspata çalışıyordu.



zehracan'ın dediği gibi ilk zemin hazırlamışsınız galiba.. kıyamet alemetlerine inanıyor madem ona hadislerdeki kıyamet almetlerini anlatabilirsin. mezheplere neden ihtiyaç duyulur sorusunu ona iyi örneklerle anlatmak onun inanması için faydalı olacaktır... Mesihin mehdinin deccalin neden ve nasıl zuhur edeceğini ona yavaş yavaş örneklerle iyice anlatmak lazım...

tartışmayı güzel yapmışsınız..konular veya sorular birbirine karışmamış...böyle devam ederseniz ortalığı karıştırmadan, soruları karıştırmadan çok faydalı olacağı kanaatindeyim...
Kâinatın Efendisi;

-SEN YARDIMSIN-

11

Tuesday, December 11th 2007, 11:56am

Teşekkür ederim kardeşim. Ben de zten ortalığı karıştırmadan ve kardeşi hiç kızdırmdan kuşatıyorum.

Gerçi bu seferki cevabımı şimdi okudum, çok karışık olmuş. Ama sanırım mana yine belirgin kalmış.
şöyle bir taktiğim var. Grnelde bir şeyi çürütmek istersem "azaltma taktiği" bir şeyi ıspata çalışırken "çoğaltma taktiği" uyguluyorum. Sonuçt bu taktik eleştitilebilir. Çünkü, kendimce geliştirdim. Bakalım "çoğaltma" taktiğim etkili olacak mı?

Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

12

Tuesday, December 11th 2007, 12:00pm

Kardeşimiz mutabık kalınca ben de yeni sorumu sordum. Gerçi şu an soruyu okuyunca edebi yönden iyi olmadığını ve bir hayli müşevveş bir vaziyette yazıldığını gördüm.

ışte sorum;

Bazı darb-ı meseller vardır. Yani, genel kabul görmüş kaideler. Mesela, her bilenin üstünde bir bilen vardır. Her güçlünün üstünde güçlü olan vardır. Her büyüğün daha büyüğü vardır. En dehşetli musibetin üstünde dehşetli musibet vardır. Her zulmün üstünde daha büyük zulüm vardır. Her fitnenin bir en büyüğü vardır.

Temsilde hata olmaz, Allah kainat senaryosunda böyle bir kaide koymuş ve en büyükleri, en dehşetlileri hep en sona koymuş.


Mesela, firavuna ilk başlarda küçük musibetler vermiş daha iflah olmayınca en büyük bir musibeti en sona koyarak onu yok etmiş. şeddad bin Ad'ın kavmi önce kuraklık gibi musibetlerle uyarılmış sonra Sarsar denilen mahiyeti bizce meçhul bir çığlık ile onları yok etmiş.


ışte o Peygamberlerin en büyüğü, en son , kıyamet kopmadan önce gönderilmiş. En büyük fitneler ve en dehşetli günahlar onun ümmetinin olduğu asırlarda olmuş. En büyük zalimler ve fitnekarlar ve kafirler onun zamanında çıkmış ki böyle olmuş.
ışte her Peygamber ve kavmi ona iman edenleri sınanmış, imanları tahkiki hale gelsin ve sadık olanlar ayrılsın diye dehşetli musibetlere ve sınavlara tutulmuşlar. Ancak Allah en sonunda hep onlara demiş "artık oldunuz, bu memleketten çıkınız. O zalimleri bana bırakınız." Sonra Allah onları yok etmiş.
Madem Allah Adeti olarak diğer Peygamberlerin ümmetlerini hep sonunda yok etmiş, yani onların başına küçük kıyamet koparmış, o küçük kıyametten önce iman edenleri de ordan çıkarmış, demek en büyük Peygamberinin ümmeti kemale erdiği zaman da kafirin başına büyük kıyameti koparacak, ve o iman edenleri o büyük kıyametten önce kurtaracak, denemez mi?

Dedik ya; Allah en büyükleri en sona göndermiş.

ışte en büyük Peygamber en son gönderilmiş. ışte her kavime ve ümmete gelen felaketlere bedel ve o felaketlerin toplamından fazlası; en büyük felaket olan kıyamet en sona kalmış. Bunu gibi daha pek çok şey Adetullaha göre hep sen sona kalmış. En güzel olan ile en kötü olan hep en sona bıraklımış.

O zaman, en dehşetli olanlar firavunların , nemrutların, şeddadların ,calutların toplamından dehşetli fitneler Peygamberimizin ümmeti zamanında olmuş denilemez mi? Zira o aynı zamanda kıyamet habercisi değil midir?

Peki Peygamberimizin ümmeti zamanında olan o dehşetli fitneleri yapanlara, zalimlere, günahları işletenlere biz "en yalancı, en fitneci ,en günahkar kişiler" desek hata etmiş olur muyuz?


Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

Zehracan

Super Moderator

Posts: 8,402

Hobbies: Risale-i Nur, DUA...

  • Send private message

13

Tuesday, December 18th 2007, 4:49pm

ee o ne demis? :roll:
Forumda ve sitelerimiz de anlamadığınız kelimelerin üzerine fare ile çift tıklayın.
------------

"İnsan vardır fark edilmez süsünden.
Kimi farksızdırkoyun sürüsünden.
Her gördüğün şekle kapılma,
insan anlaşılmaz görüntüsünden...(!)"

14

Tuesday, December 18th 2007, 5:57pm

duha kardeşim bende bu konuyu görmeden başlıksız bir konu açmıştım kusuruma bakma. burdan devam edelim.



Alıntı:
Duha´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ışte o Peygamberlerin en büyüğü, en son , kıyamet kopmadan önce gönderilmiş. En büyük fitneler ve en dehşetli günahlar onun ümmetinin olduğu asırlarda olmuş. En büyük zalimler ve fitnekarlar ve kafirler onun zamanında çıkmış ki böyle olmuş.

ondan öncede nice zalimler vuku bulmuştur.ondan öncede en dehşetli günahlar işlenmiştir.yani düşün Allah(c.c.) o kadar merhametli ki o kötülüğü yapanlara peygamber gönderiyor tövbe etsinler ondan uzaklaşsınlar diye. ama uyarıldıkları halde devam ediyorlar ve bu onların lanetlenmesine( Allah(c.c.) ın merhametinden yoksun) sebep oluyor. bak günah işleyenlerin içinden bile müslüman çıkartıyor. Allah(c.c.) bilmiyormu ki onların içlerindekini? bilmiyormu hangisinin ne kadar günah işlediğini ve bilmiyormu ki uyarıldıklarında iman edecekleri biliyor. ama neden yapıyor örnek olsun diye ve onları diğer insanlardan ayırmak için öteki dünyada günah işleyen, demesin tövbe edene oda benim gibi günah işledi onun yeri niye orası demesin diye yollarını ayırıyor.




Alıntı:
Madem Allah Adeti olarak diğer Peygamberlerin ümmetlerini hep sonunda yok etmiş, yani onların başına küçük kıyamet koparmış, o küçük kıyametten önce iman edenleri de ordan çıkarmış, demek en büyük Peygamberinin ümmeti kemale erdiği zaman da kafirin başına büyük kıyameti koparacak, ve o iman edenleri o büyük kıyametten önce kurtaracak, denemez mi?

tabiki kurtaracak. ama nasıl kurtaracak? bize Allah(c.c.) tarafından ve peygamber ağzıyla yazılmış bir kitap gönderilmiştir.
demişsin ya küçük kıyamet evet küçük kıyamettir.küçük kıyamet niye peki çünkü insanlık ve canlılık yok olmuyor sadece belli bir kesim helak oluyor. büyük kıyamet dediğimiz olay en son olan ve hiçbir canlı varlığın yaşayamayacağı bir felaket olacak. iman edenler nereye gidecekki canlı kalsın. nereye gitse kıyamet kopacak.sığanacakları bi yer olamıyacak. büyük patlama teorisini biliyorsanız size şunu açıklayim. büyük bir patlamayla kainat yok olacak. kurtuluş şansı yok. kainat dediysem sadece dünyada bahsettiğimiz şeyler. kurtulma şansı olmayan bi felaket var ve biz sığınılacak mekan mı arıyoruz. bu ancak zaman geçirmekten ibaret olan birşeydir. kurtuluş Allah(c.c.) a yönelmek ve ona ibadetle olur. rabbim bizi kıyameti yaşayan toplumdan eyleme bizi.



Alıntı:
O zaman, en dehşetli olanlar firavunların , nemrutların, şeddadların ,calutların toplamından dehşetli fitneler Peygamberimizin ümmeti zamanında olmuş denilemez mi? Zira o aynı zamanda kıyamet habercisi değil midir?

Peki Peygamberimizin ümmeti zamanında olan o dehşetli fitneleri yapanlara, zalimlere, günahları işletenlere biz "en yalancı, en fitneci ,en günahkar kişiler" desek hata etmiş olur muyuz?

evet bunlar kıyamet habercisidir.ve evet bunlar en fitneci, en günahkar insanlardır.
Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

15

Tuesday, December 18th 2007, 6:01pm

Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
duha kardeşim bende bu konuyu görmeden başlıksız bir konu açmıştım kusuruma bakma. burdan devam edelim.


Ya aslında suç bende bilmeden portalda gözükmeyen bir yerde açmışım. Neyse her işte bir hayır vardır, diyelim.



Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

ondan öncede nice zalimler vuku bulmuştur.ondan öncede en dehşetli günahlar işlenmiştir.yani düşün Allah(c.c.) o kadar merhametli ki o kötülüğü yapanlara peygamber gönderiyor tövbe etsinler ondan uzaklaşsınlar diye. ama uyarıldıkları halde devam ediyorlar ve bu onların lanetlenmesine( Allah(c.c.) ın merhametinden yoksun) sebep oluyor. bak günah işleyenlerin içinden bile müslüman çıkartıyor. Allah(c.c.) bilmiyormu ki onların içlerindekini? bilmiyormu hangisinin ne kadar günah işlediğini ve bilmiyormu ki uyarıldıklarında iman edecekleri biliyor. ama neden yapıyor örnek olsun diye ve onları diğer insanlardan ayırmak için öteki dünyada günah işleyen, demesin tövbe edene oda benim gibi günah işledi onun yeri niye orası demesin diye yollarını ayırıyor.

Allah mü'minlerin imanının tekammül etmesini ister. Taki elmas ile kömür , hak ile batıl, münafık ile sadık, biri birinden mağrip ile maşrik kadar uzak olsun.

Hem, Allah'ın cemalini ve cemalini ancak güzel ve tahkiki iman sahipleri görebilir. Elbette güzel olan kendini temizlenmiş ve mükemmel ayinelerde görmek ister ve ancak o ayinelerde güzellik tam gözükür. Elbette Allah insanı kendine bir ayine olarak yaratmıştır. Nasıl demir yüksek ateşte ızdırap çekerek yararlı ve ustasının meharetini ve sanatını gösterir sanatlı, güzel ve murad edilen olgunlukta bir çelik haline gelir, insan dahi musibetlere, felaketlere, zulümler tabi tutularak olgunlaştırılır, istenilen bir hale gelir. Taki Allah'ın onu yaratma sebebi olan sadık, salih bir kul olsun. ıman dürbünü ile baksın Allah'ın cemalini ve cellaline, meharetine ve sanatına ayine olsun. Hem görsün hem göstersin.




Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
tabiki kurtaracak. ama nasıl kurtaracak? bize Allah(c.c.) tarafından ve peygamber ağzıyla yazılmış bir kitap gönderilmiştir.
demişsin ya küçük kıyamet evet küçük kıyamettir.küçük kıyamet niye peki çünkü insanlık ve canlılık yok olmuyor sadece belli bir kesim helak oluyor. büyük kıyamet dediğimiz olay en son olan ve hiçbir canlı varlığın yaşayamayacağı bir felaket olacak. iman edenler nereye gidecekki canlı kalsın. nereye gitse kıyamet kopacak.sığanacakları bi yer olamıyacak. büyük patlama teorisini biliyorsanız size şunu açıklayim. büyük bir patlamayla kainat yok olacak. kurtuluş şansı yok. kainat dediysem sadece dünyada bahsettiğimiz şeyler. kurtulma şansı olmayan bi felaket var ve biz sığınılacak mekan mı arıyoruz. bu ancak zaman geçirmekten ibaret olan birşeydir. kurtuluş Allah(c.c.) a yönelmek ve ona ibadetle olur. rabbim bizi kıyameti yaşayan toplumdan eyleme bizi.

Dediğin gibi kardeşim, hem de nasıl ki küçük suçlar küçük mahkemelerde halledilir ve küçük cezaya çarptırılır. Büyük suçlar büyük mahkemeye gönderilir. Aynen öyle eski zamanların o kavme münhasır suçları , o kavme ait bir ceza ile cezalanır. Elbette tüm insanlığı kuşatmış büyük suçlar büyük mahkemede umumi bir cezaya çarptırılır. O cezada elbette kıyamet olacaktır. Elbette Allah nasıl eski kavimlerin iman edenlerini o mahkemenin kararı infaz edilmeden önce o Hakim tarafından çekip çıkarılır. Elbette o Mahkemenin sahibi o büyük cezanın infazından önce iman edenleri dünyadan çıkarır ,salim bir yere celb eder. Onlar mahzun olmazlar. Azab dahi çekmezler.

ışte Hadis-i şerif bu noktada hurafe olsada hakikat olarak doğru olduğu için kabul edilir. O hadise göre Allah kıyametten önce tüm iman edenlerin ruhunu bir duhan ile kabzedecektir. O duhan elbete eski kavimlerde "tamam oldunuz, şimdi çıkınız, o zalimleri ve kafirleri ve münafıkları ve hainleri bana bırakınız" nida-i temsiliyesine uygundur.




Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
evet bunlar kıyamet habercisidir.ve evet bunlar en fitneci, en günahkar insanlardır.
Muhabbetle

Yukarda işaret eildiği gibi en büyük suç en büyük fitne ,en büyük günahlar kıyameti netice verecek.
Hani Kur'an'da geçer; kafirler, zalimler, münafıklar ve günahkarlar "bizi bu hale liderlerimiz getirdi, biz onlara uyduk" derler. Allah onlara nida eder "hepiniz aynısınız"

ışte bu kıyamet asrının en büyük günahkarlarının, en büyük kafirlerinin, en büyük münafıklarının, en büyük zalimlerinin en büyükleri vardır. Elbete onlar liderlerdir. Elbette o liderlerin peşinden gidenler ondan farksız değiler.

Tin Suresinde insana "yaratılmşıların en güzeli" sıfatı ile ödüllendiren Allah, o zalim, kafir, münafık ve günahkarları ise aşağıların en aşağısı sıfatı ile cezalandırıyor. Elbette yaratılmışların en güzeli olan insan içinde en son gönderilmiş peygamber Muhammed(a.s.m) yaratılmışların en güzelinin en güzeli sıfatına elyaktır. Elbette onun ümmetini fitne ateşine düşüren imanlarını çalan, kafir, münafık, zalimler aşağıların en aşağısının en aşağısıdır. Onların liderleride en aşağıdır.

ışte o ümmet-i Muhammed(a.s.m)'i fitneye düşüren, imanlarını çalan, onları sefahete atan, dünyevileştiren, maddeci yapanlar yalanla iş görüyor. Adete büyülü kelimlere ve işlerle onları cezb edip sefaheti, dünevileşmeyi, ve fitne olan işlerini müminlere zaruret gibi gösteriyor. Onların arasına büyülü vaadlerle nifak sokup ihtilafa düşürüyor. Bak bir mümin ticarette yalan ve hileden sonra diyor "ne yapayım böyle etmesem , müşteri kaçacak. Zarurettir." Bak faiz bataklığına saplanmış ümmet diyor "ne yapayım sistem böyle kurulmuş, yaşamak için mecburum"

ışte bu dehşetli fitne ateşini yalanla yakan o en büyük kafir en büyük zalim en büyük münafıklara biz bir isim versek nasıl olur?

Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

Zehracan

Super Moderator

Posts: 8,402

Hobbies: Risale-i Nur, DUA...

  • Send private message

16

Wednesday, December 19th 2007, 5:40pm

abi hitabetin ve olaylari belli bir yöne götürmen cok güzel olmus. örneklerde iyi, anlama yönünden. yazilar hicte münazaraya benzemiyor, birbirinizi tasdikliyorsunuz, sasirtici biraz basta yazdiklarindan sonra.

insana olaylari anlasilabilecek sekilde aktarma kabiliyetin var abi, masaallah. yazdiklarini bende ögrenmek amaciyla okuyorum, yoksa degerlendirmek benim haddime düsmez.

abi, her yazdiklarina bir yorum yapmak isterdim ama, cahilligin gözü kör olsun :cry:
Forumda ve sitelerimiz de anlamadığınız kelimelerin üzerine fare ile çift tıklayın.
------------

"İnsan vardır fark edilmez süsünden.
Kimi farksızdırkoyun sürüsünden.
Her gördüğün şekle kapılma,
insan anlaşılmaz görüntüsünden...(!)"

17

Friday, December 28th 2007, 7:05pm

Ben de anlamadım. Kardeşimiz dediklerimi genelde tasdik ediyor. Sanırım soru sormaya çekinmiş olmalı. ış münazaradan teat-i efkara kaymış. Ama yinede münazara ruhunu koruyor.

Aslında ben başlığı " Münazara nasıl yapılır?" diye açmayacaktım. konunu işlendiği konuda bu başlıkta yazıldığı için aynen taşıdım.

O dürbünle bakınız.

Bu arada ben bu münazarayı bütün bütün unutmuşum. Devam edeyim bari :oops:

Muhabbetle
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

18

Friday, December 28th 2007, 7:08pm

Alıntı:
Allah mü'minlerin imanının tekammül etmesini ister. Taki elmas ile kömür , hak ile batıl, münafık ile sadık, biri birinden mağrip ile maşrik kadar uzak olsun.


Allah(c.c.) yaratmaktan aciz değildir. o mükemmel dengeleyicidir. yani ne yarattıysa onun tamamen zıttını yaratır. beyaz siyah, ateş su, cennet cehennem, şeytan melek, iyi kötü, uzun kısa, kafir müslüman v.b. gibi bir sürü Allah(c.c.) ın nimetleri saymakla bitmez. şuan aklıma bu kadar geldi. yani herşeyin bir zıttı var. onuda yaratır senide yaratır bakalım birbirinize karşı tavrınız ne olacak. emrettiklerini yapacak mıyız? Allah(c.c.) bunu dener. yani dünyanın en iyi insanıda yaratılsada onun zıttıda en kötü insanıda yaratır ve birbirleriyle karşılaştırır. iyi kendinden ödün verecekmi yada kötü iyi olacakmı? kim düzelecek yada kim bozulacak. Allah(c.c.) herşeyi bilendir. kötü insanı yarattı diye niye bunu yarattın denilemez. birbirlerinden ne zaman uzaklaştırılır sınav bittiği zaman uzaklaştırılır. birbirleriyle sınavdadırlar onlar sınav bittimi birbirlerinden uzaklaşırlar. inşallah sınavı kaybedenlerden olmayız.



Alıntı:
Hem, Allah'ın cemalini ve cemalini ancak güzel ve tahkiki iman sahipleri görebilir. Elbette güzel olan kendini temizlenmiş ve mükemmel ayinelerde görmek ister ve ancak o ayinelerde güzellik tam gözükür. Elbette Allah insanı kendine bir ayine olarak yaratmıştır. Nasıl demir yüksek ateşte ızdırap çekerek yararlı ve ustasının meharetini ve sanatını gösterir sanatlı, güzel ve murad edilen olgunlukta bir çelik haline gelir, insan dahi musibetlere, felaketlere, zulümler tabi tutularak olgunlaştırılır, istenilen bir hale gelir. Taki Allah'ın onu yaratma sebebi olan sadık, salih bir kul olsun. ıman dürbünü ile baksın Allah'ın cemalini ve cellaline, meharetine ve sanatına ayine olsun. Hem görsün hem göstersin.


Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. ıyi bilin ki Allah'ın yardımı pek yakındır. (bakara 214.ayet)


Allah(c.c.) bizi dener. çocuğumuzla, malımızla, eşimizle, açlıkla, musibetlerle dener. denediği zaman o denemeyi geçmektir önemli olan. yani çocuğumuz öldüğünde Allah(c.c.) a karşı gelmezsek, neden bu olduki ben sana ne yaptım dememek gerekir. yada açlıkla susuzlukla terbiye edince ona karşı tavır almamak gerekir.sabretmek gerekir. bu arada sana bunu yaşatırken başkalarını zengin yaşatır paralarının haddi hesabı yoktur. bu kişileride seninle denemiş olur. o zengin sana kol kanat gerip seni besleyip seni doyurursa ve sana olanak sağlayıp iş verirse oda sınavdan nasibini alır.
ama şuan dünyada milyarlarca aç insan yaşıyor müslüman olsun olmasın. insansa önemli olan odur. tüm imkan dünyada sayılı kişilerin elindeyse ve tüm malları sayısızsa ve buna karşılık dünyada binlerce insan açlıktan ölüyorsa bu kadar nimetten sonra onlar bu nimetlerden nasibini almamışsa Allah(c.c.) ın azabı büyük olur.



Alıntı:
ışte Hadis-i şerif bu noktada hurafe olsada hakikat olarak doğru olduğu için kabul edilir. O hadise göre Allah kıyametten önce tüm iman edenlerin ruhunu bir duhan ile kabzedecektir. O duhan elbete eski kavimlerde "tamam oldunuz, şimdi çıkınız, o zalimleri ve kafirleri ve münafıkları ve hainleri bana bırakınız" nida-i temsiliyesine uygundur.



bu iman eden kişileri kıyametten önce kıyameti yaşamamaları için yanına almış olamazmı? yani dünyada onlara ölüm vermiş olamazmı?


Alıntı:
Bak bir mümin ticarette yalan ve hileden sonra diyor "ne yapayım böyle etmesem , müşteri kaçacak. Zarurettir." Bak faiz bataklığına saplanmış ümmet diyor "ne yapayım sistem böyle kurulmuş, yaşamak için mecburum"



bak bu insanlarıda sınamış. parayla sınamış. ona yanlışları doğru gibi gösteren şeytana uymaktan başka birşey yapmıyor.bu insan böyle diyerek vicdanını rahatlatmak istiyor. vicdanı çünkü onu rahat bırakmıyor.
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

19

Friday, December 28th 2007, 7:10pm

Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Allah(c.c.) yaratmaktan aciz değildir. o mükemmel dengeleyicidir. yani ne yarattıysa onun tamamen zıttını yaratır. beyaz siyah, ateş su, cennet cehennem, şeytan melek, iyi kötü, uzun kısa, kafir müslüman v.b. gibi bir sürü Allah(c.c.) ın nimetleri saymakla bitmez. şuan aklıma bu kadar geldi. yani herşeyin bir zıttı var. onuda yaratır senide yaratır bakalım birbirinize karşı tavrınız ne olacak. emrettiklerini yapacak mıyız? Allah(c.c.) bunu dener. yani dünyanın en iyi insanıda yaratılsada onun zıttıda en kötü insanıda yaratır ve birbirleriyle karşılaştırır. iyi kendinden ödün verecekmi yada kötü iyi olacakmı? kim düzelecek yada kim bozulacak. Allah(c.c.) herşeyi bilendir. kötü insanı yarattı diye niye bunu yarattın denilemez. birbirlerinden ne zaman uzaklaştırılır sınav bittiği zaman uzaklaştırılır. birbirleriyle sınavdadırlar onlar sınav bittimi birbirlerinden uzaklaşırlar. inşallah sınavı kaybedenlerden olmayız.
Evet kardeşim Allah kainatı zıtlıklar üzerinde yaratmıştır. Karanlık olmasa sonsuz Nur gözükmez. Zulüm olmasa Adalet gözükmez. Fakir olmasa hadsiz cud, seha ve keremin değeri kalmaz. Acizlik olmasa Kudret tezahür etmez. Kötülük olmasa iyinin değeri bilinmez. Zıtlar olmasa kömür ile elmas, hak ile batıl biribirinden ayrılmaz.


ışte Allah kainatı Hizbüşşeytan ile Hizbullah arasında bir mübareze(çarpışma) meydanı olarak yarattı. Zıtlıkları biri birine geçirdi, ta ince bir sırat köprüsü ile ayırdı. Mü'mine o zıtlıkları mağrip ile maşrik gibi biribirinden ayırma vazifesi taktı. Hizbüşşeytan ise o zıtlıkları biribirine geçirme görevini kendi üstlendi. Ta hak gizli kalsın, zail olsun. Zıtlıkların sınırı demek olan sırat köprüsünün hak cenahını istila etmek murad etti. Zira, hizbüşşeytan hakikati mağlup edemiyeceğini bildi. Hakikati Allah nuzül ettirir, buna şart olarak hak üzere olmayı emrediyordu. Hizbüşşeytan bildi ki eğer insanlar hak üzere olmasa hakikat gizli kalacak, hakikat dünyada elini çekse kainat divane olacak başını bir yıldıza çarpacak.

ışte Karia suresinde anlatılan meselenin tevili gözüktü. Hizbüşşeytanın insi ve cinni askerleri sırat köprüsünün beri tarafına tecavüz ettiği vakit, insanlar haktan uzaklaşacak, Mü'minler dahi bu fitne ateşinden nasibini alacak. Daha haktan ayrılmış kainatın ahsen-i takvimi insan esfele-i safiline atılacak. Hakikat kaybolacak. Hakikatsiz kalmış dünya divane olacak ve başını bir yıldıza çarpacak. "Bildinmi çarpacak olan felaketi" ayeti buna işaret eder.
ışte bu hakikatleri insanlığın elinden alan zat veya zatlar elbette Hz. Adem'den kıyamete en dehşetli şahıslardır. Hem esfele-i safilinin en sefilleridir.

Hala bu zatlara bir isim takmadık?!



Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. ıyi bilin ki Allah'ın yardımı pek yakındır. (bakara 214.ayet)


Allah(c.c.) bizi dener. çocuğumuzla, malımızla, eşimizle, açlıkla, musibetlerle dener. denediği zaman o denemeyi geçmektir önemli olan. yani çocuğumuz öldüğünde Allah(c.c.) a karşı gelmezsek, neden bu olduki ben sana ne yaptım dememek gerekir. yada açlıkla susuzlukla terbiye edince ona karşı tavır almamak gerekir.sabretmek gerekir. bu arada sana bunu yaşatırken başkalarını zengin yaşatır paralarının haddi hesabı yoktur. bu kişileride seninle denemiş olur. o zengin sana kol kanat gerip seni besleyip seni doyurursa ve sana olanak sağlayıp iş verirse oda sınavdan nasibini alır.
ama şuan dünyada milyarlarca aç insan yaşıyor müslüman olsun olmasın. insansa önemli olan odur. tüm imkan dünyada sayılı kişilerin elindeyse ve tüm malları sayısızsa ve buna karşılık dünyada binlerce insan açlıktan ölüyorsa bu kadar nimetten sonra onlar bu nimetlerden nasibini almamışsa Allah(c.c.) ın azabı büyük olur.
Aslında kardeşim tam kaderi tarif etmiş. Allah razı olsun. Aslında kardeşim çok şeyi anlamış , takdir etmek isterim. Ama, bu konuya girmek istemiyorum. Zira, ayrı bir başlıkta incelense gerek.




Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bu iman eden kişileri kıyametten önce kıyameti yaşamamaları için yanına almış olamazmı? yani dünyada onlara ölüm vermiş olamazmı?
Elbette kardeşim, Kur'an'da bahsi geçen geçmiş kavimlerin felaketlerinde her vakit iman edenler kurtarılmış. Adetullah böyle münasip görmüş. Küçük kıyamet misal o felaketler kafir, münafık, hain, zalim günahkarların başına koparmış. O dehşeti ahsen-i takvimdeki müminlere göstermek Adalet ve rahmeti müsade etmemiş. Elbette dünyanın başını yakacak kıyamet kopmadan önce bir avuç kalmış Mü'mini geçmiş kavimleri dünyanın başka köşesine götürmeye ve orda ikamet ettirmesine bedel, dünyadan bütün bütün alacak ve daimi bir ikamethaneye sevk edecek.

Ama dikkat edilmesi gereken bir husus var. Allah geçmiş kavimleri Adetine binaen imanı tahkiki olmadan ve kulluğu tekammül etmeden, ahsen-i takvim sıfatına kavuşturmadan o kafirlerden kurtarmamış. Ancak onların başında bir Nebi her daim olmuş. O onlara yol göstermiş.
Peki şimdi nasıl olacak. Hizbüşşeytan kıyamet asrında batılı hakka bu kadar geçirmişken ve Kur'an hakikatleri insanoğlundan ilk kez bu kadar gizlenmişken, nasıl olacak, nasıl hak galip gelip bir avuçta kalsalar, dünya başını bir yıldıza çarpazdan evvel, Kıyamet kopmazdan önce ruhaları kabz edilecek Müminlerin imanı tahkiki edilecek, kullukları tekammül ettirilecek? Peygamber'de gelmeyecek. Oysa Adetullah hala geçeri değil midir? O zaman nasıl "Allah Nurunu tamamlamaktan başka bir şey murad etmez" ayetinin müjdesi tahakkuk edecek. Allah hizbüşşeytanın batılı hakka geçirip, zafer kazanmasına müsade etmez elbette. Elbette dünya sahnesini hizbüşşeytanın galibiyeti ile kapatmaz. Elbette Asr-ı Saadete bedel hak üzere olan ve hakikati öğrettiği bir avuç Mü'min olması gerekmez mi?

Allah elbette Hadi'dir ve hidayet ona mahsustur. Ancak, Allah Adetullah icabı Hidayetini birisi ile beraber gönderir. Mesela, ben batıl bir yoldayım; Allah bana hidayet murad ederse ve dilese "dileseydik hepiniz iman ederdiniz" ayeti sırrınca benim kalbime müdahale eder ve sebesiz batıldan uzaklaştırırdı. Yapabilir, ama yapmıyor. Allah kainaatta koyduğu kaideleri ihmal etmez. Yok etmez. Kıyamete kadar geçerlidir. Elbette bana hidayet vermesi için bir vesile verir. Bir olay, bir kaza, iyi bir şey, kötü bir şey, bir kafir, bir münafıkla , bir alim ,bir Müminler beni hidayete erdirir. Ta ki sınav ve teklif ortadan kalkmasın. Akla zorlama olmasın.

ışte bu hidayet vesillerinin en mükemmeli Peygamberlerdir. Peygamberlerden en mükemmeli Muhammed(a.s.m)'dir. Elbette en Mükemmel hidayet vesilesi olan Peygamberimizin hidayetine vesile olduğu ve onun getirdiği şeriatı en iyi anlamış bir zat olsa gerektir. Elbette o zatı kıyameti netice verecek en hain, en kafir, en münafık günahkarların olduğu zamanda müminlerin imdadına yetiştirmek hem Hadi isimi hem Rahmeti hem Adaleti hem Adetullahı böyle gerektirir.

Nasıl ki Allah firavnunun karşısına Hz. Musa'yı, Nemrutun karşısını HZ. ıbrahimi , Calutun arşısına Talutu, Ebu Cehilin karşısına Hz. Muhammed(a.s.m)'i göndermiş ve hak gelimiş batıl zail olmuş. Hakikat güneşi o yerde parlamış. ışte elbette o en dehşetli zalimlerin, kafir, münafıkların karşısına da ahsen-i ahsen-i takvim olan Hz. Muhammed Mustafa (a.s.m) 'ın en iyi bir talebesini Adetinden koyacağını düşünmek gerekir.

ışte o zata da bir isim versek olmaz mı?



Alıntı:
islamci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bak bu insanlarıda sınamış. parayla sınamış. ona yanlışları doğru gibi gösteren şeytana uymaktan başka birşey yapmıyor.bu insan böyle diyerek vicdanını rahatlatmak istiyor. vicdanı çünkü onu rahat bırakmıyor.
Muhabbetle canım kardeşim.
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

20

Friday, December 28th 2007, 7:27pm

Değerli kardeşim yanlız münazara çok uzun. Elbette bir nihayeti var ve elbette münazara sonuçlanıyor.

şahsen ben bu münazaradan çok şey öğrendim. Meseleler arasında nasıl bağ kurulabileceğini, lazım olan unsurların nasıl tedarik edileceğini ve o unsurlar nasıl yazıya yaydırılacağını öğrendim. Gereksiz uzatmalarımı gördüm. Gerekli olanı nasıl sadece tasvir edip akim bıraktığımı anladım.

Aslında başlığı açarken. Yazıdaki içerikten çok metodu incelemek ve eleştirmekti.

Bizim mesleğimiz ikna üzeredir ve bir şekilde ikna mesleğini öğrenmemiz lazım. Yoksa bildiklerimizi istmal edemiyor. Hatta amele dökmek dahi zor oluyor.

Bence bir şeyi bilmek kadar onu istimal etmeyi bilmek önemli. Yoksa ben bazen hayretle seyrediyorum Risale-i Nur'da çok ileri zatlar metodları maziden kalma veya eski mesleğinden kalma olduğu için sözleri akim kalıyor. Bazen görüyorum bilgisi az, ama o az bilgiyi istimal etmeyi bilenler o diğer kişiden daha büyük hizmet yapabiliyor.

Benim acizane forumlardaki tespitim bu yönde oldu.
diyorum ki Risale-i Nur'u kullanma metodlarını iyi öğrenmeiz lazım. Üstad nasıl yapmış ise öyle.

Devam etmek için haber bekliyorum. Sıkılsan çekinmeden söyle.


Muhabbetle değerli kardeşim.
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz...

wcf.user.socialbookmarks.titel

TopList:

ListeNur.de - islami siteler listesi

toolbar powered by Conduit

Rate this thread